Sarı Nokta Hastalığında VABSYMO TEDAVİSİ


VABYSMO

1-) Giriş:

    Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD), sarı nokta hastalıkları arasında en sık görülen formdur ve kuru tip ile yaş tip olmak üzere ikiye ayrılır.

    Hastalık genetik bir zemine sahiptir ve yaşla birlikte zaman içinde ilerleme eğilimi gösterir. Günümüzde kesin bir tedavisi bulunmamaktadır.

    Bu nedenle ilk hedefimiz; hastalığın ilerlemesini durdurmak, görme kaybını yavaşlatmak, kuru tipin yaş tipe dönüşmesini önlemek ve mevcut görmenin kalitesini mümkün olduğunca artırmaktır.

    2-) Yaş Tip Sarı Nokta Hastalığı: Temel Sorun Anormal Damarlaşma ve Ödem:

    Yaş tip YBMD’de ana patolojik mekanizma, Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü (VEGF) düzeylerindeki artışa bağlı olarak gelişen anormal yeni damar oluşumudur. Bu yeni damarlar yapısal olarak sağlıksızdır; sızıntıya eğilimlidir ve retina altında sıvı birikimine, ödeme ve zamanla retina mimarisinin bozulmasına yol açar.

    Bu nedenle yaş tip YBMD’de tedavinin temel odağını VEGF yolunun baskılanması oluşturur.

    Anti-VEGF (Göz İçi Enjeksiyon) Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler:

    Anti-VEGF tedaviler yaş tip YBMD’nin temelini oluşturur. Ancak burada kritik bir biyolojik denge vardır:

    • VEGF tamamen “sıfırlanması gereken” bir molekül değildir
    • VEGF, damar duvarı bütünlüğü ve damar beslenmesi için de gereklidir

    3-) Aşırı ve sık anti-VEGF enjeksiyonları:

    • VEGF düzeyini aşırı düşürebilir
    • Yeni ve sağlıklı damar oluşumunun aşırı baskılanması, sinir dokusunun yeterince beslenememesine ve zamanla kurumaya yol açabilir.
    • Uzun vadede bu durum, sinir dokusunda kalıcı hasara ve skar (iz) dokusu oluşumuna neden olabilir.

    Bunu şöyle düşünebiliriz:
    Televizyon sağlamdır, ancak elektrik iletilmediği için çalışmaz.

    Klasik anti-VEGF ajanları etkinliği ve güvenilirliği kanıtlanmış, uzun yıllardır kullanılan tedavilerdir. Ancak sık enjeksiyon ihtiyacı ortaya çıkabilmektedir. Bu durum hem hasta konforunu hem de uzun vadeli doku biyolojisini etkileyebilir.

    Bu nedenle son yıllarda araştırmalar, daha uzun enjeksiyon aralıklarıyla daha stabil damar yapısı sağlayabilecek yeni yaklaşımlara yönelmiştir.

    3-) VABYSMO: Dual Etkili En Yeni Enjeksiyon

    Vabysmo, göz arkasındaki retina tabakasında sıvı birikimine yol açan iki temel biyolojik yolu aynı anda hedefleyen yeni nesil bir ilaçtır.

    Bu ilaç, damar geçirgenliğini artırarak sıvı sızıntısına neden olan VEGF adlı maddeyi baskılar. Aynı zamanda damar duvarının dengesini bozan ve iltihabi süreci artıran Angiopoietin-2 (Ang-2) yolunu da bloke eder.
    Bu çift etki sayesinde, yalnızca mevcut ödemi azaltmakla kalmaz; damarları daha stabil ve sağlıklı hale getirerek, ödemin yeniden oluşmasını da engellemeye yardımcı olur.

    Bilimsel çalışmalarda Vabysmo’nun, görme artışı açısından mevcut tedaviler kadar etkili olduğu; bazı hastalarda ise gözdeki sıvının daha kalıcı şekilde kontrol altına alınabildiği ve enjeksiyon aralıklarının uzatılabildiği gösterilmiştir.

    4-) Sarı Noktada Eksozom (Exosome) Uygulaması:

    Eksozomlar, hücrelerin birbirleriyle iletişim kurmak için dışarıya gönderdiği mikro boyutlu biyolojik iletişim paketleri olarak tanımlanabilir. Bu paketlerin içerisinde; hücreler arası haberleşmeyi sağlayan küçük moleküller, düzenleyici RNA’lar ve koruyucu sinyaller yer alır.

    Mezenkimal kök hücrelerin aksine, eksozomlar VEGF gibi damar büyümesini doğrudan tetikleyen faktörleri üretmez. Aksine bazı bilimsel çalışmalarda, damar büyümesiyle ilişkili bu sinyalleri dengeleyici ve aşırı damar çoğalmasını baskılayıcı etkiler gösterebildikleri bildirilmiştir.

    Araştırmalar, eksozomların:

    • Retinadaki iltihabi süreci azaltabildiğini,
    • Retina hücrelerini oksidatif ve metabolik strese karşı koruyabildiğini,
    • Doku onarımını ve hücresel dengeyi destekleyebildiğini göstermektedir.

    Kuru tip sarı noktada, eksozomların ön plana çıkan etkisi; retina sinir hücrelerinin biyolojik ortamını destekleyerek sinir dokusunun beslenmesine katkı sağlamalarıdır. Bu sayede hücresel stresin azaltılması ve fonksiyon kaybının yavaşlatılması hedeflenir.

    Yaş tip sarı noktada ise temel sorun; sinirlerin kuruması, damar duvarlarında zayıflık, sızıntıya eğilim ve buna bağlı gelişen ödemdir. Bu noktada eksozomların; damar duvarının yapısal bütünlüğünde rol alan endotel hücreleri ve perisitler üzerinde onarıcı ve destekleyici etkiler gösterebildiği, damar stabilitesini artırmaya yönelik biyolojik destek sağlayabildiği bildirilmektedir.

    Bu özellikleriyle eksozomlar, sarı nokta hastalığında damar-sinir dengesini desteklemeye yönelik tamamlayıcı bir biyolojik yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.

    5-) Son Söz:

    Klasik yaklaşımımda, kuru tip sarı nokta hastalığı olan hastalarımı intravitreal eksozom uygulamaları ve uygun vitamin takviyeleri ile takip ediyorum.
    Buradaki temel hedef; hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmak, yaş tipe dönüşmesini engellemek ve görme kalitesini mümkün olan en üst düzeyde korumak ve artırmaktır.

    Eğer hasta yaş tip sarı nokta hastalığı tablosu ile başvurmuşsa, öncelikli yaklaşım Vabysmo enjeksiyonu ile ödemin kontrol altına alınmasıdır. Ödem baskılandıktan sonra planlanan eksozom uygulaması ile; sinir dokusunun biyolojik olarak desteklenmesi ve damar yapısının stabilizasyonu
    hedeflenir. Bu kombine yaklaşım sayesinde yaş tip sarı nokta hastalığında; enjeksiyonlarla ödem azaltılırken, eksozom uygulamaları ile sinir dokusunun desteklenmesi ve fonksiyonel iyileşmenin teşvik edilmesi mümkün.

    Ancak özellikle vurgulanması gereken önemli bir nokta şudur: Yaş tip sarı nokta hastalığında aktif ödem mevcutken doğrudan eksozom uygulaması kesinlikle yapılmamalıdır.
    Öncelik her zaman ödemin kontrol altına alınması olmalıdır.

    Facebook
    Twitter
    Email
    Print

    İlgili Makale