Göz Hastalıklarında Kök Hücre ve Exozom Tedavisi


Exosome ve Kök Hücre Uygulamaları Göz Hastalıklarında Nasıl Kullanılır? Hangi Hastalıkta Hangisi Daha Etkili?

1-) Giriş:
Göz, vücudun en hassas ve yenilenmesi en zor organlarından biridir. Retina, makula, optik sinir ve göz yüzeyi gibi yapılar hasar gördüğünde çoğu zaman kalıcı görme kayıpları oluşabilir. Bu nedenle yenileyici tıp uygulamaları, özellikle Exosome (Ekzozom) ve Mezenkimal kök hücre (MSC), göz hastalıklarında giderek daha fazla tercih edilmektedir.

Her iki uygulama da göz dokusunu korumayıhasarı azaltmayı ve iyileşme sürecini desteklemeyi amaçlar; ancak etki mekanizmaları ve tercih edildikleri hastalıklar birbirinden farklıdır.

2-) Exosome ve Kök Hücre Arasındaki Fark:
Mezenkimal kök hücre (MSC) ve Exosome (Ekzozom) uygulamaları, göz hastalıklarında yenileyici tıp alanında sıkça başvurulan destekleyici yaklaşımlar arasında yer alır. Her iki uygulamanın amacı, göz dokusunun kendi kendini yenileme kapasitesini güçlendirmek, hasarlı bölgelerde biyolojik iyileşme süreçlerini desteklemek ve inflamasyonu (iltihabı) dengelemektir. Ancak etki mekanizmaları, kullanım alanları ve güvenlik profilleri birbirinden farklıdır.

Mezenkimal kök hücre uygulamasıcanlı hücrelerden oluşan bir biyolojik destek yöntemidir. Bu hücreler uygulandıkları bölgede iyileştirici maddeler salgılayabilirbağışıklık sisteminin dengesini düzenleyebilir ve retina veya optik sinir gibi yapıların doğal onarım süreçlerini destekleyebilir. Özellikle hücresel kaybın ön planda olduğu dejeneratif (hücrelerin zamanla zayıflayıp kaybolduğu) göz durumlarında, mezenkimal kök hücre uygulamaları doku yenilenmesi açısından önemli bir potansiyel barındırır. Canlı hücre içermesi nedeniyle, bu yaklaşımın planlanması ve uygulanması Exosome’a kıyasla daha kapsamlı bir değerlendirme gerektirir; ancak doğru şekilde uygulandığında güvenli bir yenileyici tıp seçeneğidir.

Exosome ise canlı hücre içermeyen, kök hücrelerin doğal olarak salgıladığı biyolojik sinyal paketleridir. Bu küçük kesecikler; proteinbüyüme faktörlerimRNA ve miRNA gibi hücrelerin çalışma düzenini etkileyen düzenleyici moleküller taşır. Hücre içermedikleri için uygulama açısından daha dengeli ve güvenli bir profil sunarlar. Exosome uygulamaları, retina ve makula gibi hassas yapılarda inflamasyonun (iltihabın) azaltılmasınaödemin kontrol edilmesine ve dokuların doğal iyileşme süreçlerinin desteklenmesine yardımcı olur. Küçük boyutları sayesinde dokulara hızlı nüfuz eder ve yan etki potansiyeli oldukça düşüktür.

Her iki uygulama da birbirinin alternatifi değil; aksine gözün farklı biyolojik ihtiyaçlarına yanıt veren, iki güçlü ve tamamlayıcı yenileyici tıp yaklaşımıdır. Exosome daha çok iltihabın ve ödemin hızlı sakinleşmesidamar dengesinin korunması ve hızlı biyolojik yanıt gereken durumlarda tercih edilirken, mezenkimal kök hücre uygulamaları uzun vadeli doku yenilenmesi ve hücresel onarımın desteklenmesi gereken durumlarda ön plana çıkar.

Bazı durumlarda ise her iki uygulamanın ardışık veya kombine şekilde planlanması, hem iltihabın hızla azaltılması hem de uzun vadeli doku desteği açısından daha bütüncül ve hedefe yönelik bir yaklaşım sağlayabilir.

3-) Göz Hastalıklarında Hangi Uygulama Daha Uygun?

3.a) Yaş Tip Sarı Nokta (Wet AMD):
Yaş tip sarı noktada temel problem, retinanın altında aşırı miktarda VGEF salgılanması nedeniyle anormal damarların hızla çoğalması ve bu damarların retina dokusuna sıvı sızdırarak ödem ve görme kaybına yol açmasıdır. Bu hastalıkta amaç; kontrolsüz damar büyümesini durdurmaködemi azaltmak ve retina hücrelerini korumaktır. Bu nedenle kullanılacak biyolojik tedavinin damar oluşumunu tetiklememesi ve inflamasyonu baskılayıcı özellikte olması büyük önem taşır.

Mezenkimal kök hücreler her ne kadar pek çok iyileştirici sinyal salgılasa da, aynı zamanda damar büyümesini artırabilen VGEF benzeri faktörler de üretebilirler. Yaş tip sarı noktada, damar çoğalmasının zaten artmış olması nedeniyle, mezenkimal kök hücre uygulamaları genellikle tercih edilmez. Bu hastalık grubunda Exosome uygulamaları, damar yapısını baskılamaması ve inflamasyonu dengelemesi açısından biyolojik olarak daha uygun bir yaklaşım olarak öne çıkar.

Exosome’lar hücre içermeyen ve iyileştirici sinyaller taşıyan mikro paketlerdirPatolojik damar çoğalmasını tetikleyen güçlü büyüme faktörlerini taşımaz ve mevcut çalışmalar, retina dokusunda anormal damar oluşumunu artırmadıklarını; aksine iltihap ve damar sızıntısını dengelemeye yardımcı olabileceklerini göstermektedir. Bu nedenle Exosome, yaş tip sarı nokta hastalarında hedefe daha uygun bir biyolojik uygulama yaklaşımı olarak değerlendirilir.

Uygulama Nasıl Gerçekleşir?
Öncelikle retinadaki ödemin kurutulması ve aktif damar sızıntısının kontrol altına alınması gerekir. Bu süreç çoğunlukla 3 doz anti-VGEF enjeksiyonu ile sağlanır. Ödem kuruyup retina stabil hale geldikten sonra, genellikle 1. ay civarında, anti-VGEF enjeksiyonu ile birlikte göz içine (intravitreal) Exosome uygulaması yapılabilir.

Bu kombine yaklaşım, bir yandan damar sızıntısını durduran anti-VGEF’in etkisini sürdürürken, diğer yandan Exosome’un sinir hücrelerini koruyucu ve iyileştirici etkilerinin daha stabil bir retinal ortamda ortaya çıkmasına olanak sağlar.

Klinik gereksinime göre Exosome uygulamaları 3 ay aralıklarla tekrarlanabilir ve her seans öncesinde anti-VGEF gereksinimi yeniden değerlendirilir.

3.b) Kuru Tip Sarı Nokta (Dry AMD):
Kuru tip sarı noktada, yaş tipten farklı olarak daha yavaş ilerleyen fakat daha derin bir dejenerasyon süreci (retinadaki hücrelerin zamanla yıpranıp zayıflaması) görülür. Bu süreçte temel problem; retinadaki hücrelerin zaman içinde zayıflamasımetabolik artıkların birikmesi ve RPE hücrelerinin (retina pigment epiteli, yani retina tabakasını ayakta tutan hücreler) görevini yerine getiremez hale gelmesidir. Yani hastalığın merkezinde hem inflamasyon (iltihap) hem de hücresel kayıp bulunur. Bu nedenle çoğu hastada tek bir uygulama yaklaşımı yeterli olmayabilir.

Exosome uygulaması, retinadaki kronik inflamasyonu (uzun süren iltihabı) azaltır, oksidatif stresi (hücreleri yıpratan zararlı maddelerin oluşturduğu stres) dengeler ve RPE hücreleri üzerindeki biyolojik yükü hafifletir. Böylece hastalığın ilerleme hızını yavaşlatır ve retina için daha dengeli, iyileşmeye uygun bir ortam oluşturur. Ancak hastalığın ilerleyen evrelerinde retina tabakası hücresel desteğe ihtiyaç duymaya başlar. Bu noktada mezenkimal kök hücre uygulamaları devreye girer ve fotoreseptör (ışığı algılayan görme hücreleri) ile RPE hücreleri gibi yapıların yenilenme süreçlerine biyolojik destek sağlar.

Bir anlamda; Exosome, gözdeki “yangını” yani inflamasyonu (iltihabı) azaltır ve ortamı dengelerken, mezenkimal kök hücre uygulaması uzun vadeli hücresel iyileşme süreçlerini destekler.

Bu nedenle orta ve ileri evre kuru tip sarı nokta hastalarında Exosome + Mezenkimal Kök Hücre kombinasyonu, hem kısa vadeli düzenleyici etkileri hem de uzun vadeli yenilenme desteğini bir araya getiren, daha hedefe yönelik bir biyolojik yaklaşım olarak değerlendirilebilir.

Uygulama Nasıl Gerçekleşir?
Uygulama süreci genellikle aşamalı olarak planlanır. İlk etapta göz içine (intravitreal) Exosome uygulanarak retinadaki inflamasyonun (iltihabın) ve hücresel stresin azaltılması hedeflenir. Bu aşama, göz içi dokuların biyolojik ortamını dengeleyerek sonraki uygulamalar için daha uygun bir zemin hazırlar.
Doku ortamı stabilize olduktan sonra, hastanın klinik ihtiyacına göre birkaç ay içerisinde göz çevresine (subtenon yolla) mezenkimal kök hücre uygulaması eklenebilir. Böylece Exosome uygulamasıyla inflamasyon kontrol altına alınırken, kök hücre uygulaması retina hücrelerinin biyolojik olarak desteklenmesine katkı sağlar ve iki yaklaşım birlikte daha bütüncül bir etki yaratır.
Tercihe ve klinik duruma göre süreç tersine de planlanabilir: Önce mezenkimal kök hücre uygulaması yapılıp retinanın biyolojik cevabı güçlendirildikten sonra, yaklaşık 6 ay sonra Exosome uygulaması eklenerek inflamasyonun (iltihabın) uzun dönemli olarak baskılanması ve hücresel iyileşmenin desteklenmesi sağlanabilir.

3.c) Retinitis Pigmentosa (RP):
RP, genetik kökenli bir retinal dejenerasyon hastalığıdır ve zaman içinde fotoreseptör adı verilen görme hücrelerinin kaybıyla ilerler. Hastalar önce gece görüşünde azalma yaşar, daha sonra çevresel görmede daralma ortaya çıkar. Bu hastalığın en belirgin özelliği, inflamasyondan (iltihaptan) ziyade doğrudan hücre ölümünün baskın olmasıdır. Dolayısıyla RP’de temel ihtiyaç, inflamasyonu baskılamaktan çok hücre kaybını yavaşlatmak ve hayatta kalan hücreleri biyolojik olarak desteklemektir.

Mezenkimal kök hücre uygulamaları bu noktada önemli bir rol oynar. Retina dokusunda büyüme faktörleri ve koruyucu biyolojik sinyaller salgılayarak fotoreseptör hücrelerinin yaşam süresini uzatabiliryeni bağlantıların oluşmasını destekleyebilir ve retina dokusunun elektriksel iletim kapasitesine katkı sağlayabilir. Exosome uygulamaları ise hücrelerin iyileşme kapasitesini artırabilir, retina dokusundaki stresi azaltabilir ve kök hücre uygulamasının etkisine tamamlayıcı bir destek olarak kullanılabilir. Bu nedenle Exosome + Mezenkimal kök hücre uygulamalarının birlikte planlanması, hem hızlı hem de uzun vadeli bir biyolojik destek sağlar.

Uygulama Nasıl Gerçekleşir?

RP’de özellikle ilk yıl çok önemlidir. Bu dönemde hücre kaybını mümkün olduğunca yavaşlatmak için kombine uygulama yaklaşımı tercih edilir.  Genellikle yılda 1 kez göz çevresine (subtenon yolla) mezenkimal kök hücre, yılda 2 kez göz içine (intravitreal) Exosome  uygulaması planlanabilir. Amaç, retina hücrelerinin sürekli destek alması ve hastalığın ilerlemesinin mümkün olduğunca yavaşlatılmasıdır.

3.d) Optik Nörit:
Optik nörit, göz sinirinin iltihaplanması sonucu kısa süre içinde belirgin görme kaybına yol açabilen bir durumdur. Hastalık sırasında iki süreç aynı anda ilerler: bir yandan ani ve yoğun bir inflamasyon (ani ve şiddetli iltihap), diğer yandan sinir liflerini saran miyelin tabakasında (sinir kılıfı) ve sinir dokusunun kendisinde yapısal hasar oluşur.

Exosome uygulaması, bu akut inflamatuar sürecin (ani gelişen şiddetli iltihabın) hızlı şekilde azaltılmasında önemli bir rol oynar. Exosome’un taşıdığı anti-inflamatuar biyolojik moleküller (iltihabı yatıştıran doğal maddeler), bağışıklık sisteminin aşırı tepkisini düzenleyerek sinir hücrelerinin daha fazla zarar görmesini engeller. Ancak iltihap gerilese bile, sinir lifleri ve miyelin tabakasında meydana gelen yapısal hasarın yeniden yapılanması için daha uzun süreli, hücresel bir biyolojik desteğe ihtiyaç duyulur. Bu noktada mezenkimal kök hücre uygulamaları devreye girer. Kök hücreler, sinir dokusunun kendini toparlama kapasitesini destekleyen biyolojik sinyaller salgılar ve miyelin yenilenmesini artırabilir. Bu nedenle optik nöritte Exosome + Mezenkimal kök hücre uygulamalarının birlikte planlanması, hem hızlı hem de uzun vadeli bir biyolojik destek sağlar.

Uygulama Nasıl Gerçekleşir?
Optik nöritte uygulama süreci genellikle iki aşamalı olarak planlanır. Akut dönemde, yoğun inflamasyonun (şiddetli iltihabın) kontrol altına alınması amacıyla göz içine (intravitreal) Exosome uygulanır. İltihap azaldıktan sonra, birkaç hafta içerisinde hastanın ihtiyacına göre göz çevresine (subtenon yolla) mezenkimal kök hücre uygulaması eklenir. Böylece Exosome ile hızlı bir düzenleyici etki sağlarken, kök hücre uygulaması ile sinir dokusunun yenilenmesine yönelik uzun vadeli biyolojik desteği tamamlanması amaçlanmaktadır.

3.e) Diyabetik Retinopati:
Diyabetik retinopati, gözün damar yapısında bozulmasızıntıödem ve kronik inflamasyonun (uzun süren iltihap) bir arada görüldüğü ilerleyici bir hastalıktır. Bu nedenle uygulama yaklaşımında temel hedef; damar geçirgenliğini (damarlardan sıvı sızma eğilimini) dengelemek, ödemi azaltmak ve retina dokusundaki iltihabi süreci kontrol altına almaktır. Mezenkimal kök hücreler birçok iyileştirici madde salgılayabilse de, canlı hücre yapıları nedeniyle damar dokusu üzerinde istenmeyen biyolojik sinyaller üretebilirler. Özellikle diyabetik retinopati gibi damar reaksiyonunun zaten bozulduğu bir hastalıkta, kontrolsüz damar yanıtı veya proliferatif süreçleri (kontrolsüz yeni damar oluşum süreçlerini) tetikleme potansiyeli bulunabilir. Bu nedenle mezenkimal kök hücre uygulamaları bu hasta grubunda her zaman istenilen güvenlik profilini sağlamayabilir.

Diyabetik retinopatide, Exosome uygulamalarının damar geçirgenliğini dengeleyenödemi azaltan ve retina hücrelerini oksidatif stresten koruyan düzenleyici sinyaller taşıdığı çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Exosome’lar canlı hücre içermediği için, mezenkimal kök hücrelerde görülebilen pro-anjiyojenik (damar çoğalmasını artırıcı) biyolojik sinyaller Exosome’larda belirgin değildir. Bu nedenle mevcut veriler, Exosome’ların patolojik damar çoğalmasını tetikleme riskinin çok düşük olduğunu, aksine retina damar yapısının daha dengeli çalışmasına katkı sağlayabildiğini göstermektedir. Bu özellikleri, Exosome’u diyabetik retinopatinin biyolojik mekanizmasına daha uygun ve daha güvenli bir tamamlayıcı yaklaşım hâline getirmektedir.

Uygulama Nasıl Gerçekleşir?
Diyabetik retinopatide tedavi yaklaşımı öncelikle aktif kanamanın ve damar sızıntısının kontrol altına alınmasını gerektirir. Kanama veya yoğun eksüda (retina üzerinde biriken yoğun sıvı ve yağlı artıkları) varlığında göz içine Exosome uygulaması önerilmez, çünkü biyolojik ajanların etkili olabilmesi için retina ortamının mümkün olduğunca stabil ve kanamasız olması gerekir.
Exosome uygulaması özellikle dirençli diyabetik makula ödemi olan hastalarda dikkate değer bir fayda sağlayabilir. Exosome’un içerdiği anti-inflamatuar (iltihabı azaltıcı), damar dengesi düzenleyici ve hücre yenileyici biyomoleküllerretina bariyer bütünlüğünün yeniden güçlenmesine, hücresel stresin azalmasına ve ödemin uzun vadeli kontrolüne katkı sağlayabilir.
Retina stabilizasyonu sağlandıktan sonra intravitreal Exosome uygulaması çoğu hastada 3–4 ay aralıklarla tekrarlanabilir.

3.f) Glokom:
Glokom, göz içi basıncının yükselmesi sonucunda optik sinir liflerinin hasar görmesiyle ortaya çıkan ve ilerleyebilen bir hastalıktır. Glokomda temel tedavi her zaman için göz içi basıncını düşüren damlalar veya gerekli durumlarda cerrahi girişimlerdir. Ancak basınç başarıyla kontrol altına alınmış olsa bile, optik sinirdeki hücre kaybı bazı hastalarda zaman içinde devam edebilir. Bu nedenle sinir dokusunu biyolojik olarak destekleyen ek uygulamalar glokom yönetiminde değerli bir katkı sağlayabilir.
Exosome uygulaması, optik sinir çevresindeki inflamasyonu (iltihabı) azaltarak sinir hücrelerinin strese bağlı hasar görmesini engellemeye yardımcı olur. Exosome’lar, sinir hücrelerinin hayatta kalma sinyallerini güçlendiren biyolojik moleküller taşır. Mezenkimal kök hücre uygulamaları ise daha uzun vadeli nöroprotektif bir destek sunar; burada nöroprotektif, sinir hücrelerini koruyucu etki anlamına gelir ve sinir lifi tabakasının biyolojik stabilitesini artırmaya ve dokunun korunmasına katkı sağlar. Glokomun tamamen “biyolojik uygulamalarla düzelmesi” mümkün değildir; ancak Exosome ve mezenkimal kök hücre uygulamalarının birlikte kullanılmasıoptik sinir hücrelerinin korunmasına yardımcı olabilir ve hastalığın ilerleme hızını yavaşlatabilir.

Uygulama Nasıl Gerçekleşir?
Glokomda genellikle ilk aşamada intravitreal Exosome uygulaması tercih edilir. Daha ileri veya sinir kaybının belirgin olduğu vakalarda, hastanın ihtiyacına göre subtenon mezenkimal kök hücre uygulamaları eklenebilir. Bu yaklaşım, glokomu tamamen ortadan kaldırmaz; ancak optik sinir dokusunun biyolojik olarak desteklenmesine ve ilerlemenin yavaşlatılmasına katkı sağlayabilir.

3.g) Üveit:
Üveit, gözün iç tabakalarında gelişen ve makula, retina damarları ile görme sinirini etkileyebilen ciddi bir iltihabi tablodur. Özellikle posterior üveit, tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilen en riskli formlardan biridir. Üveit tedavisinde temel yaklaşım, her zaman için kortizon ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlarla iltihabı kontrol altına almak ve atakları durdurmaktır. Ancak bu ilaçların uzun süreli ve yüksek doz kullanımıenfeksiyonlara yatkınlıkkaraciğer ve böbrek hasarıkatarakt ve glokom gibi önemli yan etkilere neden olabilir. Bazı hastalarda, ilaç tedavisine rağmen iltihap atakları tekrarlayabilir veya retina dokusu zaman içinde hasar görebilir. Bu nedenle, hem iltihabı baskılayan hem de göz dokusunu biyolojik olarak destekleyen ek yaklaşımlar üveit yönetiminde değerli bir tamamlayıcı seçenek olarak gündeme gelmektedir.

Mezenkimal kök hücreler ve bu hücrelerin salgıladığı eksozomlar, üveitte bağışıklık sisteminin dengesini yeniden kurma ve dokusal onarımı destekleme potansiyeliyle öne çıkmaktadır. Mezenkimal kök hücreler bağışıklık sisteminin “aşırı saldırgan” yanıtını yumuşatarak göz dokusunu hedef alan yanlış immün yanıtı (bağışıklık sisteminin verdiği savunma cevabı) dengelemeye yardımcı olabilir. Aşırı aktif bağışıklık hücrelerini baskılarken, koruyucu (regülatör) hücrelerin işlevini destekler ve retina dokusunun bütünlüğünün korunmasına katkı sağlar.
Eksozomlar ise iltihabı azaltmayahücre stresini hafifletmeye ve doku iyileşmesini desteklemeye yardımcı olurlar. Üveitte bu iki yaklaşımın birlikteliği, yalnızca iltihabı baskılamakla kalmayıp göz dokusunu biyolojik olarak destekleme ve nükslerin (hastalığın tekrar etmesinin) şiddetini azaltma açısından umut verici bir çerçeve sunmaktadır.

Uygulama Nasıl Gerçekleşir?
Üveit tedavisinde mezenkimal kök hücre ve Exosome uygulamaları, hastanın durumuna göre hem sistemik (damar yoluyla tüm vücuda verilen) hem de lokal (göz çevresine) şekilde planlanabilir.
Bu biyolojik uygulamalar enfeksiyona bağlı olmayan üveitlerde, özellikle sık atak geçiren hastalarda, hem aktif dönemde iltihabın hafiflemesine hem de pasif dönemde hastalığın tekrar etme riskinin azalmasına destek sağlayabilir. Ancak günümüzde bu uygulamalar hâlâ standart rutin tedaviler arasında yer almamakta; klasik tedavilerin yanında tamamlayıcı bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.

3.ğ) Göz Kuruluğu:
Göz kuruluğu, yalnızca “gözyaşının az olması” ile açıklanabilecek bir durum değildir. Göz yüzeyinde kronik inflamasyon (uzun süren yüzey iltihabı), meibomian bezlerinin (göz kapağındaki yağ bezlerinin) yeterli yağ salgılayamaması, goblet hücrelerinin (göz yüzeyini nemli tutan mukus üreten hücrelerin) yeterli müsin üretememesi ve kornea epitelinde (gözün şeffaf tabakasının en üst hücre katmanında) mikro düzeyde hasarın aynı anda görüldüğü çok yönlü bir hastalıktır. Bu nedenle tedavide yalnızca gözyaşı takviyesi yeterli olmaz; göz yüzeyindeki biyolojik dengenin yeniden kurulması gerekir.

Exosome uygulaması, göz yüzeyindeki inflamasyonu (iltihabı) hızlı şekilde azaltırgoblet hücrelerinin fonksiyonlarını destekler ve kornea epitel hücrelerinin yenilenmesini hızlandırır. Aynı zamanda gözyaşı film tabakasının üç katmanının (lipid–müsin–sulu tabaka) daha stabil hâle gelmesini sağlayarak yanma, batma, kızarıklık, ışık hassasiyeti ve bulanık görme gibi şikâyetlerde belirgin iyileşme oluşturabilir.

İleri kuru göz vakalarında veya otoimmün kökenli durumlarda mezenkimal kök hücre tedavisi ek bir seçenek olarak kullanılabilir; otoimmün, burada bağışıklık sisteminin kişinin kendi dokularına karşı yanlışlıkla saldırması anlamına gelir. Ancak birçok hastada Exosome, tek başına dahi belirgin bir biyolojik destek sağlayabilir.

Uygulama Nasıl Gerçekleşir?
Göz kuruluğu tedavisinde çoğunlukla Exosome’un özel hazırlanmış topikal damla formu tercih edilir. Topikal, burada doğrudan gözün yüzeyine damla şeklinde uygulanan anlamına gelir. Bu damla uygulaması, göz yüzeyini dıştan biyolojik olarak desteklerepitel bariyerini güçlendirir ve gözyaşı film tabakasının dengelenmesine katkı sağlar.

Daha orta–ileri düzey vakalarda ise 4 kadrandan yapılan subkonjonktival Exosome uygulaması tedaviye eklenebilir. Subkonjonktival, gözün beyaz kısmını örten zarın hemen altına yapılan uygulama anlamına gelir. Bu yöntem, göz yüzeyini içten biyolojik olarak desteklerinflamasyonu (iltihabı) azaltırsinir rejenerasyonunu (sinir liflerinin kendini yenileme sürecini) ve yüzey iyileşmesini artırır.
Böylece göz yüzeyi hem dıştan (topikal), hem içten (subkonjonktival) biyolojik olarak desteklenmiş olur.

3.h) Stargardt Hastalığı
Stargardt hastalığı, genetik geçişli ve genellikle çocukluk–genç erişkinlik döneminde başlayan bir makula dejenerasyonu türüdür; makula dejenerasyonu ifadesi, görme merkezindeki hücrelerin zamanla bozulması ve zayıflaması anlamına gelir. Bu hastalıkta A-vitamin metabolizması bozulduğu için retina pigment epiteli (RPE) ve fotoreseptör hücrelerinde hasar oluşur. Hastalığın ilerleyişinde inflamasyon (iltihap) ikincil düzeyde yer alırken, asıl problem RPE hücrelerinin zaman içinde fonksiyonunu kaybetmesi ve makula bölgesinde dejenerasyonun (hücre kaybı ve doku bozulmasının) artmasıdır.

Bu nedenle Stargardt hastalığında öncelikli ihtiyaç, retina hücrelerinin kaybını yavaşlatacak ve mevcut hücreleri biyolojik olarak destekleyecek uzun vadeli bir yaklaşım sunmaktır. 

Mezenkimal kök hücre uygulamaları, RPE ve fotoreseptör tabakasında koruyucu biyolojik sinyaller üreterek hücre kaybının hızını azaltabilir, dokunun metabolik kapasitesini güçlendirebilir ve retina fonksiyonunun daha uzun süre korunmasına katkıda bulunabilir. Özellikle hastalığın ilerleyen dönemlerinde kök hücre uygulamaları retina dokusunu biyolojik olarak destekleyen önemli bir yenileyici tıp seçeneği olarak değerlendirilmektedir.

Exosome uygulamaları ise hücrelerin iyileşme kapasitesini artırabilir, retina dokusundaki stresi azaltabilir ve kök hücre uygulamasının etkisine tamamlayıcı bir destek olarak kullanılabilir. Bu nedenle Exosome + Mezenkimal kök hücre uygulamalarının birlikte planlanması, hem hızlı hem de uzun vadeli bir biyolojik destek sağlar.

Uygulama Nasıl Gerçekleşir?
Stargardt hastalığında özellikle ilk yıl çok önemlidir. Bu dönemde hücre kaybını mümkün olduğunca yavaşlatmak için kombine uygulama yaklaşımı tercih edilir.  Genellikle yılda 1 kez göz çevresine (subtenon yolla) mezenkimal kök hücre, yılda 2 kez göz içine (intravitreal) Exosome  uygulaması planlanabilir. Amaç, retina hücrelerinin sürekli destek alması ve hastalığın ilerlemesinin mümkün olduğunca yavaşlatılmasıdır.

4-) Sonuç
Farklı göz hastalıklarının patofizyolojik mekanizmaları, yani hastalığın gözde nasıl ortaya çıktığını ve ilerlediğini belirleyen biyolojik süreçleri, birbirinden önemli ölçüde ayrıldığı için, Exosome ve mezenkimal kök hücre uygulamalarının etkileri de hastalığın biyolojik dinamiklerine göre değişkenlik göstermektedir. Bu iki yaklaşım birbirinin alternatifi değil; aksine farklı biyolojik ihtiyaçları hedefleyen tamamlayıcı tedavi seçenekleri yerine, tamamlayıcı biyolojik uygulama seçenekleri olarak değerlendirilmektedir.

Exosome uygulamalarıinflamasyon (iltihap)damar geçirgenliği artışı (damarlardan sıvı sızmasının artması), ödemve hücresel stresin baskın olduğu durumlarda kısa vadede düzenleyici bir etki oluşturma potansiyeli taşır. Hücre içermemeleri nedeniyle proliferatif (kontrolsüz yeni damar veya hücre çoğalması) veya anormal damar yanıtı oluşturma riski düşük kabul edilmektedir. Çeşitli preklinik ve erken dönem klinik veriler, Exosome uygulamalarının retina ve optik sinir dokusunda inflamatuar yanıtı (iltihap yanıtını) azaltabileceğini, hücresel stres mekanizmalarını düzenleyebileceğini ve dokusal çevrenin biyolojik stabilitesine katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Bu nedenle Exosome, yaş tip makula dejenerasyonudiyabetik retinopatioptik nöritin akut fazı (hastalığın ani ve erken dönemi), glokomun inflamatuar bileşeni (iltihapla ilişkili kısmı) ve göz yüzeyi hastalıklarında potansiyel bir tamamlayıcı biyolojik uygulama seçeneği olarak değerlendirilebilir.

Mezenkimal kök hücre uygulamaları ise hücresel kaybın ve dejeneratif süreçlerin (hücrelerin zamanla yıpranıp kaybolduğu süreçlerin) ön planda olduğu hastalıklarda daha uzun vadeli bir biyolojik destek sağlayabilir. Kök hücrelerin parakrin etkileri aracılığıyla, yani çevresine salgıladığı ve yakın komşu hücreleri etkileyen sinyaller yoluyla salgıladığı büyüme faktörlerinörotrofik moleküller (sinir besleyici maddeler) ve immün düzenleyici sinyallerfotoreseptör, RPE ve optik sinir hücrelerinin bütünlüğünün korunmasına destek olabilir. Mevcut bilimsel kanıtlar, bu hücrelerin özellikle Retinitis Pigmentosa ve Stargardt gibi genetik/ dejeneratif süreçlerin baskın olduğu durumlarda hastalığın ilerleme hızını yavaşlatma potansiyeli taşıdığını göstermektedir. Optik nöritte ise inflamasyon sonrası miyelin ve akson (sinir hücrelerinin iletim yapan uzantıları) bütünlüğünün desteklenmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

Bazı hastalıklarda daha bütüncül bir yaklaşımın, Exosome ile kısa vadeli inflamasyon kontrolünün sağlanması, ardından mezenkimal kök hücrelerle uzun vadeli doku onarımının desteklenmesi şeklindeki ardışık veya kombine protokoller olabileceği öne sürülmektedir. Bu kombinasyon modeli, hem akut biyolojik stresin (ani biyolojik yüklenmenin) azaltılmasına hem de dejeneratif süreçlerin yavaşlatılmasına yönelik iki aşamalı bir destek mekanizması oluşturabilir.

Sonuç olarak Exosome ve mezenkimal kök hücre uygulamalarıgöz dokusunu biyolojik olarak desteklemeyiamaçlayan gelişmekte olan yenileyici tıp yaklaşımları arasında yer almaktadır. Hangi yöntemin tercih edileceği; hastalığın biyolojik dinamikleridokusal hasarın düzeyi ve hastanın bireysel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenir. Amaç her hastaya, gözün ihtiyaç duyduğu biyolojik mekanizmaya en uygun ve potansiyel olarak en fazla yararı sağlayabilecek yaklaşımı sunmaktır.

Facebook
Twitter
Email
Print